Küçürek Öykü/ Hatice Şahin

Öykü insanlık tarihi kadar eski bir tür.  İlk insanın varoluşu bir öyküyle başlar. Adem’in yasak meyveyi yemesi ve cennetten yeryüzüne gönderilmesi.  Bu insanlığın ilk hikayesidir.  Kendi gerçekliğini arayan insanoğlu uzun ya da kısa, her zaman ve mekanda hikayeler anlatmaya devam etmiştir.

Hatice Şahin, küçürek öykü yada kısa öykü adıyla bildiğimiz öykü türü hakkında keyifli bir yazı kaleme aldı. Sonuna da küçürek öykü örnekleri ekledi. İyi okumalar dileriz…

 Hikâyesini destanlarla anlatan eski insan, zamanın hızlanmasıyla artık öyküsünü de birkaç cümleyle anlatır hale geldi. Klasik hikaye  iki bölüme ayrılır. Maupassant tarzı dediğimiz olay hikayeleri ve Çehov tarzı denilen durum hikayesi. Artık küçürek öykü de üçüncü bir tür olarak buna  dahil.

Küçürek öykü, minimal öykü, kısa öykü, kıpkısa öykü, kısa kısa öykü, öykücük ya da İngilizce ismiyle short story bu türe verilen isimler. Minimalizm görsel sanatlarda en az renk ve biçim kullanmaya verilen isim. Bu akımın edebiyatta tezahürü ise küçürek öykü. Her sözcüğün yerli yerinde olması ve az sözcük kullanılması sebebi ile Ferit Edgü bu ismi kullandığını söyler. Necati Tosuner’in deyimiyle de tanımı kendinden uzun olan öykü.

Peki, nedir bu küçürek öykü? Kelime sayısı sınırlı, kısa, hatta bazen tek bir cümleyle anlatılan öykü. Bir olay ya da durum vardır ancak şahıslar, zaman, mekan gibi yapı unsurları belirgin değildir. Yoğun ve imgesel bir anlatım olmalı. Bu yönüyle şiire çok yakındır. Kısa öyküde her unsur verilmez, okuyucunun tamamlaması beklenir. Tek bir an üzerinde yoğunlaşır. Anlam, anlatılmayanda gizlidir, asıl vurgu da buradadır.  Dolaylı bir anlatım vardır ve okuyucunun bağlantıları anında kurması beklenir. Okura fazlaca açıklama yapılan öykü de okurun hiçbir şey anlamadığı öykü de bu yönüyle kusurludur. Sözde tasarruf esastır ancak bu tasarruf anlamda değil dış yapıdadır. Özlü, incelikli bir anlatım tercih edilir. Şaşırtma, çelişki, yoğunluk, özlülük, vuruculuk kısa öykünün temel taşlarıdır diyebiliriz.

Necati Tosuner Küçürek öykü için en az kendi kadar ilgi çekici tanımlar yapar.              

Kumaşı yetmediği için değil, artan kumaşın öyküsü hiç değil.

On gram pamuk değil, on gram demir.

Okyanusu simgeleyen akvaryum kabarcığı.

Han kapısından sığmaz, fındık kabuğuna sığar.

Neler anlatır ve nasıl anlatır küçürek öykü?  Diğer öykülerin anlattığı her şeyi anlatır. Yaşamdan donmuş bir an, bir acı, bir çelişki ya da eleştiri ve ironi. Bunu diyalogla, monologla, içsel konuşmayla yapar. Yalnız tek bir fikri, tek bir yönde yoğun olarak vermek zorundadır.

Tanpınar öyküyü sınırlılığı ve darlığı sebebi ile edebi sanatların en zoru olarak niteler. Küçürek öyküye bu açıdan bakarsak zorun zorudur.

Abdullah Harmancı, ” Öykü kısalığı yönüyle okurun tatminini güçleştirir,  kısalık zaten bir meydan okumayken kısa kısa öykü adeta bir rest çekmedir. “der.

Ferit Edgü de niçin bunca yoksul, yoksun bir dille, hiçbir şeyi betimlemeyen, hiçbir ruh halini çözümlemeyen, bireysel ya da toplumsal sorunları konu edinmeyen bir öykü yazdığını sorar kendine.

Cevaben de şunu söyler: “ İnsanoğlunun düş gücünü harekete geçirmek, uzun laf kalabalığından okuru şüpheye düşürmek için. Sanatın pek öyle ulaşılamayan tepelerde olmadığını, evlerde, odalarda, sokaklarda dolaştığını göstermek için. “

 Her şeyin alabildiğine hızlandığı, kimsenin yeterli zamanının olmadığı günümüze de en uygun tür belki de küçürek öyküdür. 

Türk edebiyatının en tanınmış kısa öykü yazarları şunlardır: Ferit Edgü, Necati Tosuner, Tezer Özlü, Sadık Yalsızuçanlar, Sevim Burak, Mehmet Harmancı, Haydar Ergülen …

Gelin birkaç küçürek öykü örneğine beraber göz atalım.

SAVUNMA-Ferit Edgü

Beni tanık göstermenize izin veremem, dedi

Çünkü o gün ben de sizin gibi orda değildim.

YOLCU- Ferit Edgü

-Gidiyorum. Bu kez gerçekten gidiyorum.

-Cehennemin dibine değin yolun var.

-Ama ben o yolu bilmiyorum.

-Bilmen gerekmiyor. Yolun sonu zaten orası.

HAYALHANE- Ferit EDGÜ

-Niçin kaybolmuş fotoğrafları arıyorsun? Elinde bir makinen var. Görüyorum. Yeni fotoğraflar çeksene.

-Ama onlar hayallerimdi.

YILAN- Ferit Edgü

Hatırlarım, güzel, güneşli bir gündü.

Kır gezintimiz sırasında, o koca yılan babamı sokup öldürdü.

Böylece kabilenin başına ben geçtim.

SATILIK: E.Hemingway

“Satılık: Bebek ayakkabıları. Hiç giyilmemiş.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek