II. Dünya Savaşı Afişleri/Ayşenur Özkan

II. Dünya Savaşında savaşan ülkelerin ilk ihtiyacı onlara inanan, her şartta yanlarında olacak vatandaşlarıydı. Bunu sağlamak için düzenli bir şekilde afişler hazırladılar, algı yönetimi yaptılar. Ayşenur Özkan, hazırlanan afişlere mercek tutarak o günleri daha iyi anlamamızı sağlayacak. Keyifli okumalar…

ASLAN PAYI

1.Dünya Savaşı’nda yenilen devletler, ülkelerine menfaat sağlayacak tüm kaynaklarını kaybettiler. Devletlerin uğruna savaştıkları toprakları bir ava benzetecek olursak, bu avın aslan payını topraklarına savaş dahi uğramayan ABD, Dünya’nın her karışına yayılan İngiltere, Avrupa’nın Afrika’dan beslenen çocuğu Fransa kapmıştı. Almanya, Avusturya, Japonya, İtalya, İspanya 1. Dünya Savaşından ganimet alamamıştı. Hatta Avusturya ve Almanya savaştan yenik çıktıkları için ABD, İngiltere’ye savaş tazminatı ödemek zorundaydı.

Bu gidişata dur demek isteyen Almanya lideri Adolf Hitler, Alman Nazi Partisini kurdu. Kısa zamanda Almanya’da yükselen Nazi Partisi’nin en büyük destekçisi İtalya, İspanya ve Japonya’ydı. Bu dört devlet “Dünya’nın nimetleri bizim olmalı”  diyordu. Böylece ülkeler tekrar gruplaşmaya başladı.

Kısaca 2. Dünya Savaşı, Mihver Devletlerle Müttefik devletlerin “Menfaatte aslan payı kimin olacak kavgasıydı”. Bu kavganın taraflarından birisi de Birinci Dünya Savaşından hiç etkilenmeyen Amerika’ydı.

ABD SAVAŞ AFİŞLERİ

2. Dünya Savaşı tarihin karanlık dönemlerinden birisidir. Savaş propagandası içeren savaşa davet içeren propaganda afişleri ise bu karanlık döneme renkli grafiklerle bakmamızı sağlar.

BEKLENEN SENSİN

2. Dünya Savaşı zamanında kitle iletişimin en güçlü silahı radyoydu. Fakat savaşa davet amaçlı radyo programları hatta “İsa’nın askeri” olmaya çağıran radyo vaazları dahi etkisiz kalmıştı. Bu nedenle ABD hükümeti “söz uçar, grafik tasarım kalır” demiş olacak ki duvarları, “Ordu’nun beklediği sensin”, “Sana ihtiyacımız var” yazan afişlerle süslemeye başladı. Böylece ABD gençleri savaş çağrılarından kulaklarını tıkasa da  gözlerini yumamamıştı.

CEPHELERDE TALİM VAR DENİZALTINDA YÂRİM VAR

ABD hükümeti aşk ve savaşı ayrılmaz bir bütün olarak görüyordu. Ayrıca “âşık olunası ideal erkeğin” ilk özelliği cesur olmasıydı. Çünkü tüm kadınlar (!) üçlü ve fedakâr erkeklere bayılırdı. Ardınızda sizi bekleyecek bir eş arıyorsanız ya da evlenecek kız bulamıyorsanız gelin deniz altı subayı olun. “Hem ülkenizi hem de aşk hayatınızı kurtarın” temalı afişler bekar erkekleri askerliğe teşvik ederken kadınlar için de ideal erkeğin profilini çiziyordu.

İNGİLİZ BİZİM RUS BİZİM YAŞASIN POST EMPERYALİZM

2. Dünya Savaşı tek devlet tek ordu sistemiyle ilerlememişti. İttifak kuran devletler birbirlerine silah yardımı yapıyor hatta birbirlerinin ordularına asker gönderiyorlardı. Fakat bu durumda ortaya dramatik olaylar da çıkarıyordu. Birbirini tanımayan askerler, aynı cepheyi paylaştıkları dost ülkenin erlerini vuruyordu. Bunun üzerine hükümetler çareyi “Bu asker senin dostun, o da özgürlük için savaşıyor” yazan afişler bastırmakta buldu. Afişlerde birbirine dost diyen ülkeler bu savaşın akabinde düşman olacaklarından habersiz miydi? Ya da dünyayı ikiye bölüp kardeş payı mı yapmışlardı?

YİYİNİZ İÇİNİZ AMA ORDUNUZ İÇİN TASARRUF EDİNİZ

Savaş dönemleri ülkelerin olağanüstü zamanlarıdır.  Ekonomiler kötüleşir, insanların alım güçleri düşer, çoğu zaman halk açlıkla sınanır. Kötüye giden herşeye rağmen  ülkeler de askerlerini beslemek zorundadır çünkü güçlü ordu parlak zaferlerin teminatıdır. 2. Dünya savaşının uzaması dolayısıyla Amerikan halkına  artan enflasyon ve açlık nedeniyle cephede  zaferler yeterli gelmez. Tüm vatandaşlar savaştan şikayet eder hale gelir.Bu durumu farkeden ABD hükümet krizi fırsat bilir ve şöyle der; “Bize güvenenin, sofranıza bir tabakta asker için ekleyin, elinizdeki ile yetinin ve şikayet etmeyin. Vatanseverlik kara günde belli olur.” Gerçekten de bu söylem amacına ulaşır. Halk arasında dayanışma artar ve temel kaynakların israfı azalır.

ÇALIŞAN ÜLKE EZİLMEZ

2. Dünya Savaşı döneminde ABD duvarlarını süsleyen propagandalardan biri de “Dostun düşmanına düşmanlıktır.” İnsanlar arasındaki düşmanlıklar şahıslarla sınırlı kalsa da ülkeler arası düşmanlıklar insan öğüten değirmenlere dönüşür. İnsan değirmenlerinde öğütülmemek için yapmanız gereken şey değirmenin kontrolünü elinizde tutmaktır. ABD hükümeti, vatandaşlarına üretimi devam ettirmezsek fabrika çarkları dönemez,  hepimiz Hitlerin postalları altında eziliriz demiştir. Değirmenlerin kontrol çarkları fabrikaların üretim gücüyle dönmüştür. Böylece ABD fabrikaları dönen çarklarıyla İngiltere’nin savunmasına destek olmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • No products in the cart.
Sohbeti aç
Canlı Destek