Zorba ve Dorian Gray Arasındaki Yedi Fark/ Ezgi Tuzcu

Kazancakis’in Zorba’sı ve Oscar Wilde’in Dorian Gray’i edebiyat tarihinin iki kült eseridir. Her iki romanda da kahraman kitaptan taşar adeta kanlı canlı biri haline gelir. Öyle ki kahraman yazarın önüne geçer. Ezgi Tuzcu yaptığı peş peşe okumalarla bu iki karaktere birlikte baktı ve ortaya ilginç notlar çıktı. Bu notları paylaşıp size soralım, siz bir roman kahramanı olmak isteseniz hangisini seçerdiniz?

Okumak bir serüvense Nikos Kazancakis’in “Zorba”sı ve Oscar Wilde’in “Dorian Gray”’i bu serüvende nereye düşer? Edebiyatın insan ruhunun karmaşasına, varoluşsal sorgulamalara tartışma alanı açtığı pencereden bize bakan özgün iki karaktere gelin birlikte göz atalım.

1)Zorba, insan ruhunun ve yeryüzünün seyyahıdır. Tecrübe penceresinden hayata bakan bir rehberdir.

Ay ışığında Zorba’ya bakıyordum. Korkusuzca ve safça kendini dünyaya nasıl uydurduğunu, vücudunun ve ruhunun nasıl birleştiğini, kadının, erkeğin, beynin, uykunun ve her şeyin kendi kendine, neşe ve uyum içinde, onun teniyle bütünleşip nasıl Zorba’yı oluşturduğunu görüyordum. İnsanla dünyanın bu derece dostça bağdaştığını asla görmemiştim.

Dorian Gray, hayattaki her türlü hazzı tatmak için tecrübeler peşinde koşan bir yolcudur.

Günlerinizin altınlarını sıkıcı kişileri dinleyerek, ciğeri beş para etmeyenleri adam etmeye çalışarak boşa harcamayın; hayatınızı cahillere, adilere, kabalara adayarak yazık etmeyin. Yaşayın! İçinizdeki şahane ömrü sürün. Hiçbir şey boşa gitmesin. Her an yeni heyecanlar arayın. Hiçbir şeyden korkmayın.

2)Zorba hayatın sırlarını yaşamak için sonuna kadar gider. Samimiyetin vücut bulmuş halidir.

Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım sevdalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan.

Dorian Gray içindeki vahşinin peşinde ruhunu parçalar.

Bu gece günceme yazacağım.

Neyi?

Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini

3) Zorba doğayla bütünleşmiştir. Taşları, çiçekleri, yağmuru dinler ve ne dediklerini anlamaya çabalar. Denizin ıslaklığını, güneşin sıcaklığını, rüzgârı iliklerine dek hisseden Zorba’nın kalbi her an hızla çarpmaktadır.

Deniz kıyısında yalnız başına yürümek güçtür; her dalga ve gökteki her kuş bağırıp insana borcunu hatırlatır. Başkalarıyla yürürken güler, konuşur, tartışırsın; belki de o zaman hiçbir şey söylemiyorlardır. Sizin bir söz kalabalığının içinden geçmekte olduğunuzu görüp susarlar!

Dorian Gray, haz ve güzellik tutkunudur. Benzersiz fiziksel güzelliğinden ötürü balo salonlarının aranılan simasıdır. Salon insanıdır. Doğa onun güzelliğini tamamladığı takdirde anlamlıdır.

Sanatın tıpkı doğa gibi kendi canavarlarına, hayvan biçimli ve korkunç seslere sahip unsurlarla dolu olduğunu düşündüğünde bundan garip bir mutluluk duyuyordu.

4) Zorba insanları özellikle kadınları çok sever. Onun için aşk çok doğal ve hayatidir. Doludizgin duygularla sanat gibi aşklar yaşar.

Mutluydum; biliyordum bunu. Bir mutluluğu yaşarken onu kavramamız zordur; ancak o geçip de arkamıza baktığımız zaman, birdenbire biraz da hayranlıkla, ne kadar mutlu olduğumuzu anlarız. Ama ben, bu Girit kıyısında mutluluğu yaşıyor, üstelik mutlu olduğumu da biliyordum.

İçindeki bir sürü “ben” le mücadele eden Dorian Gray sadece kendisini sever. Büyüleyici sanatın peşinde aşklar yaşar.

Duygularımın insafına kalmak istemiyorum. Onları kullanmak, onların tadını çıkarmak, onlara hükmetmek istiyorum. Peki ya sanat? Sanat bir illettir. Aşk? Bir yanılsama.

5) Zorba derin tecrübeler yaşadığı hayat okulundan mezundur. Sokaktan öğrendiği yaşamın filozofudur. Hayatı gözünün önündenShakespeare’in bir komedisi gibi geçer.

Sen canlı insan ne demektir, bilir misin? Kuşağını çıkarıp kavga aramak demektir.

Dorian Gray büyükbabasından kalan mirasla yaşar. Elit tabakadandır. Taşradan gelen Dorian Gray başlangıçta çok saf, masum bir kişiliktir. Hayatı “Bir insan nasıl kötüye dönüşür?” sorusuna verilen cevaptır.

Ruh korkunç bir gerçekliktir. O satın alınabilir, satılabilir ve takas edilebilir. Zehirlenebilir ya da mükemmelleştirilebilir.

6) Kazancakis’e Zorba’yı sorduklarında hayatı sevmeyi öğrendiği yakın bir dostundan ilhamla yazdığı bir karakter olduğunu söyler.

Sanırım ki insanlar üç türlüdür: kendi deyişleriyle hayatı hayatlarını yaşamayı amaç sayanlar, yani yemeyi, öpmeyi, zengin olmayı, onur kazanmayı. Sonra, kendi hayatlarını değil, bütün insanlığın bir olduğunu anlarlar ve insanları ellerinden geldiği kadar aydınlatmak, sevmek ve onlara iyilik etmek için savaşırlar. Bir de bütün evrenin hayatını yaşamayı amaç edinenler var; her şey insanlar, hayvanlar, bitkiler, yıldızlar; hepimiz bir bütünüz, biz hepimiz aynı korkunç savaşın içindekileriz. Hangi savaş mı? Maddeyi ruha dönüştürme savaşı!..

Oscar Wilde için Dorian Gray olmak istediği kişidir. Yazara bu romanda kim olduğunu sorarlar: Basil olduğum kişi, Lord Harry beni sandıkları kişi, Dorian Gray ise olmak istediğim kişi cevabını verir.

Kurtlar beden için ne iseler günahları tuvalin üzerindeki resim için öyle bir şey olacaktı. Günahlar onun güzelliğini mahvedecek ve onun zarafetini yiyip bitireceklerdi. Günahlar onun kutsallığını bozacaklar ve onu utanç verici bir şeye dönüştüreceklerdi. Yine de bu nesne yaşamaya devam edecekti. O her zaman yaşayacaktı.

7) Nikos Kazancakis’in on romanından biri olan “Zorba” Nobel Edebiyat Ödülü adayı olmuş, dünyaca tanınmasını sağlamıştır.

Oscar Wilde’ın tek romanı “Dorian Gray’in Portresi” hapse girmesine neden olmuş, hayatını alt üst etmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • No products in the cart.
Sohbeti aç
Canlı Destek