ÜZÜNTÜLÜ KİŞİYİ TESELLİ ETMEYİN

Bir yakınımızı, iş arkadaşımızı yahut komşumuzu üzgün görsek gayri ihtiyari bir şekilde onu teselli etmeye çalışır böylece üzüntüsünün hafifleyeceğini düşünürüz. Peki gerçekte durum böyle midir? Teselli etmekle üzüntüler geçer, yaslar son bulur mu yoksa kurduğumuz cümleler muhatabımızın zihninde başka çağrışımlar mı yapar?

Prof. Dr. Nevzat Tarhan bu makalesinde üzgün kişinin teselli edilmemesini söylüyor. Gelin beraber okuyalım…

PORF. DR.NEVZAT TARHAN

Üzüntü Duygusu Nedir?

İnsanlar zaman zaman kendilerini üzüntülü ve mutsuz hisseder. İşinden ayrılmak, sevdiğini kaybetmek veya başarılı olamamak üzüntüye yol açan başlıca yaşam olaylarıdır. Kısaca üzüntü normal yaşamın olumsuz duygularından bir tanesidir. Nasıl bir kişinin fiziksel bütünlüğü bozulduğunda ağrı hisseder ise psikolojik bütünlüğü bozulduğunda da üzüntü, sıkıntı hisseder.

Negatif şartlanma

Ancak aslen üzüntünün kaynağı, kişiyi üzen olaylar ya da sorunların kendisi değil kişinin bunlara yüklediği anlamlardır. Aynı olay bir kişide üzüntü yaratırken diğer kişide yaratmayabilir. Bazı kişiler, üzüldüğü konuda çözüm var ise gerekeni yapar, çözüm yok ise “zaten yapacak bir şey yok, üzülmeye değmez” diyerek durumu olumlu karşılar, üzüntü çabuk sonlanır. Bazılarında ise reaksiyon, “bu neden benim başıma geldi, hep beni buluyor, ben beceriksiz bir kişiyim, benden adam olmaz” gibi negatif düşüncelerle olumsuz şartlanma şeklinde gelişir ve bu durumda kişide üzüntüler uzun sürer.

Bir örnekle, kişi yolda yürürken rastladığı arkadaşı selam vermediğinde olumsuz düşünen bir kişiyse “beni adam yerine koymadı” diye düşünerek üzülür. Ama kişi “arkadaşım beni fark etmedi” diye olumlu algılama yapabilir ise üzüntü yaşamaz.

Nasıl yardımcı olmalı?

Üzüntülü kişiye ilk yaklaşımda teselli edici sözler söylemek kişinin üzüntüsünü azaltmaz, aksine artırır. Bu nedenle önce kişilere üzülme hakkı, yani kendilerini ifade hakkı tanımak gerekir. öncelikle kişinin neden üzüldüğünü anlamak ve bunu anladığını hissettirmek gerekir. Ancak daha sonra çözüm üretilmelidir. İlk başta yalnız olmadığını hissettirmek yeter.

Tedavisi

Üzüntü, kronikleşir ise depresyon halini alır. Kişide, yaşamdan zevk alamama, mutluluk, enerji seviyesi ve düşünceyi yoğunlaştırmada azalma olur ve ilaç tedavisi gerektirir.

Üzüntüden Gülerek Kurtulmak

Mizah, yani olaylara gülerek bakabilmek insanı mutsuzluktan korur. Ancak bunun gerçeklerden kaçmak şeklinde olmaması gerekir. Bazı kişiler depresif olduğu halde güçlü rolü oynar. Bu kişilerde depresyon ancak çeşitli değerlendirmeler yapıldıktan sonra saptanabilir. Sürekli espriler yapan bir kişide bu şekilde depresyon saptanması o kişinin yakınlarını da şaşırtan bir durumdur. Bilindik bir anekdotla bu rol yapma mekanizması kolayca kavranabilir: Palyaçonun biri depresyonu nedeniyle hekime gider. Hekim de ona “Şehirde iyi bir palyaço var. Ona git neşelendirsin seni” der. Palyaço da doktora “o palyaço benim” der.

Üzüntüyü Olumlu Duygulara Dönüştürmek

Burada bakış açısı önemlidir. Kişi, üzüntüsünden ders alır ise üzüntüyü kazanıma dönüştürebilir. Depresyonu olan bir kişi depresyonu yendikten sonra kendine “bu depresif dönem bana ne öğretti” diye sorabilir ise bu durum kişide kazanım haline dönüşür.

Kişinin psikolojik savunmaları güçlenir, olaylara bakış açısı değişir.

https://www.e-psikiyatri.com/ sitesinden alınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek