Ünlü Yazarların Sıra dışı Yazma Alışkanlıkları/Betül Topçakan

Birçok kitabını okuduğumuz yazarların eserlerini yazarken neler yaptıklarını öğrenmek ister misiniz? Betül Topçakan, ünlü yazarların enteresan yazma alışkanlıklarını bizler için derledi.

Keyifli okumalar…

Okurlar, yazarların gün içinde sadece bir iki saat masa başına oturduklarını, bunun yeterli olduğunu düşünürler. Çünkü çoğu kişinin okumaya ayırdığı vakit bu kadardır.

Peki gerçekler böyle mi?

Aslında ünlü yazarların çoğu, mesaili bir işten daha yoğun çalışmış. Kimi uykusundan feragat etmiş, kimi sosyal hayatından vazgeçmiş, kimi ise dışarı çıkmamak için kıyafetlerini saklayıp kilitlemiş. Bununla birlikte bazıları, yazarken garip takıntılar, sıra dışı alışkanlıklar geliştirmiş. Mesela, Agatha Christie’nin çalışma alanın evinin banyosu olduğunu, dâhice cinayet romanlarını küvetinde elma yiyerek tasarladığını biliyor muydunuz? Gelin, ünlü yazarların, cilt cilt romanları, denemeleri, hikâyeleri nasıl kaleme aldıklarına bir göz atalım.

HONORE DE BALZAC (1799-1850)

-İpekli Rahip Kıyafeti-

Balzac’ın iş günü, hala yıldızlar gökyüzünde parıldarken başlarmış. Akşam saat 10’da uyuyan yazar, gece 02.00’de masa başına oturur, akşam yemeğine kadar süren bu mesaisinde, sadece kızarmış ekmek ve -neredeyse elli fincan- kahve tüketirmiş. Uzun saatler yazı başında olabilmek için bazen kahve çekirdekleri çiğnermiş. Yüksek dozda kahve tüketiminin O’nu hırçın, huysuz biri yaptığını kabul etse de, bu yazı arkadaşından vazgeçemiyormuş.

Ünlü yazarın garip yazma alışkanlıklarından biri de; masa başında çalışırken ipekli rahip kıyafeti giymesiymiş.

Hayatını tamamen yazmaya adayan Balzac, eserlerinin bittiğine ikna olmaz, onları defalarca düzeltirmiş. ‘Pierrette’ adlı kısa öyküsünü on yedi defa prova baskısına göndermiş.

FRIEDRICH SCHILLER (1759-1805)

-Biriktirilen Çürük Elmalar-

Schiller çalışırken rahatsız edilmekten hoşlanmaması sebebiyle genellikle geceleri yazarmış. Uyanık kalabilmek içinse gece boyu kahve yudumlar, fakat kahvenin yeterli gelmediği durumlarda, uyuyakalmamak için ayaklarını soğuk su dolu bir leğene koyarmış. Eğer gündüz çalışacaksa, odasının kırmızı perdelerini kapatıp loş ışıkta yazmayı tercih edermiş.

Gelgelelim yazarımızın en garip ilham kaynağına. Çalışma masasının çekmecesi çürük elma yığınıyla doluymuş. Eşinin söylediğine göre Schiller; “Bu koku olmadan ne yaşayabilir ne de çalışabilirmiş.”

VİCTOR HUGO (1802-1885)

-Dolaba Kilitlenen Giysiler-

Notre Dame’nin Kamburu’nu yazarken Hugo, kitabı son teslim tarihine yetiştirebilmek için kendini evine hapsetmiş. Gece yürüyüşlerini çok seven yazar, dışarıya çıkma olanağının kalmaması için kıyafetlerini uşağına verip bir dolaba kilitlemesini söylemiş. Ayak parmaklarına kadar uzanan gri örme bir şaldan başka giysi bırakmamış. Dış dünya ile tek bağlantısı, odasının yaz kış kapanmayan penceresiymiş. Böyle sıkı bir çalışma sonucunda kitabı, son teslim tarihinden birkaç hafta önce tamamlamayı başarmış. Yazarken bir şişe mürekkebin tamamını kullandığı için eserin ismini ‘Bir Şişe Mürekkepten Çıkanlar’ olarak tasarlasa da, hikâyedeki kambur karakterini vurgulamak için Notre Dame’nin Kamburu koymaya karar vermiş.

Hugo’yu evinde ziyaret eden gazeteci Maurice Mauris, yazarın çalışma yöntemini şöyle anlatmış: “Odasındayken bile kafesteki aslan gibi boydan boya yürüyor, ara sıra ya aklındaki düşünceleri yazmak için masasının önünde, ya da sıcak, soğuk veya yağışlı havaya rağmen her zaman açık olan pencerenin önünde duraklıyordu.”

CHARLES DICKENS (1812-1870)

-Çalışma Masasıyla Seyahat-

Her gün, sabah 9’dan 2’ye kadar çalışan yazar, etrafının tamamen sessiz olmasında ısrarcıymış. Çalışma masasının her zaman düzenli olmasını ve her nerede olursa olsun, uğur getirdiğine inandığı objelerin masadaki konumunun aynı olmasını ister, seyahate çıktığında onları yanına alırmış.

 Bir de; kuzey-güney çizgisinde hiza almanın yaratıcılığa katkısı olduğunu düşünür, yazı yazarken, uyurken kuzeye dönük olduğundan emin olmak için yanında bir pusula taşırmış.

Mister Pickwick’in Serüvenleri kitabı ilk çıktığında Dickens şehir dışındaymış ve bunun ona şans getirdiğine inandığı için diğer kitapları da ilk yayımlandığı günlerde evinden uzakta olmayı tercih etmiş.

JACK LONDON (1876-1916)

-650 Ret Mektubu-

Profesyonel bir yazar olma yolunun sıkı çalışma ve kaskatı bir iradeden geçtiğine inanan Jack London, yazı yazmaya sadece uyumak için ara verirmiş. Gece 2’ye kadar çalışan London, sabah 5’te çalar saatinin sesiyle tekrar çalışmaya başlıyormuş. Geçimini de yazarak sağlamak zorunda olduğu için kendine günde en az bin kelime yazma hedefi koymuş. Fakat intiharı düşünecek kadar umutsuzluğa düştüğü dönemler olmuş. Dile kolay, altı yüz elli ret mektubu almış. Nihayetinde bir kabul mektubu alıp, kariyerinde yükselişe geçtiğinde bile günde bin kelime yazmaya devam ederek kısa ömrüne elli kitaptan fazlasını sığdırabilmeyi başarmış.

JOHN STEINBECK (1902-1968)

-12 Sivri Uçlu Kurşun Kalem-

Günde iki bin kelimeye kadar yazan yazar, kitaplarının ilk taslağını el yazısıyla kaleme alıp, ikincisini ise diktafona kaydeder, en ideal düzeltmelerini ise, teypten dinlerken gerçekleştirirmiş. Kelimelerin sesleri konusunda hassas olan Steinbeck, kendisinin arzuhalci değil bir ozan olduğunu söylermiş.

Steinbeck, taslaklarını kurşun kalemle yazmayı tercih eder, sabah masasındaki on iki kurşun kalemin ucunu açmadan çalışmaya başlamazmış. Günün ilerleyen saatlerinde on iki kalemin ucunu bir kez daha sivriltip toplamda yirmi dört sayfa yazarmış. Elektrikli kalem açacağını el üstünde tutarmış.

STEPHEN KİNG (1947-)

-13. Sayfa-

Ünlü yazar, hikâye yazmaya ve yayıncılara göndermeye on altı yaşında başlamış ve her ret mektubu aldığında onu odasının duvarındaki çiviye takıyormuş. Sonunda o kadar çok ret mektubu asmış ki, çivi yerinden sökülmüş.

Günde iki bin kelime yazmaya gayret eden yazar, altmıştan fazla eser kaleme almış.

On üç sayısına takıntılı olan King, durumu şöyle açıklamış: “ 13 sayısı söz konusu olduğunda omurgamdan aşağı yukarı hareket eden o ürperti asla geçmez. Yazarken 13. Ya da 13’ün katı olan bir sayfaya geldiğimde asla durmam, ‘güvenli’ bir rakama kadar yazmaya devam ederim. Okurken de 94., 193., 382. ya da rakamları toplamı 13 olan hiçbir sayfada durmam.”

KAYNAKÇA:

Johnson, Celia Blue, Sıra dışı Yazarlar; Joyce’den Dickens’a Büyük Yazarların Takıntıları ve Tuhaf Alışkanlıkları, İstanbul, 2019

https://www.fikriyat.com/galeri/edebiyat/stephen-king-hakkinda-az-bilinen-20-ilginc-bilgi, 10 Nisan 2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • No products in the cart.
Sohbeti aç
Canlı Destek