Ramazan Gelenekleri/ Senem Dinç

Hicri takvimin dokuzuncu ayı olan Ramazan’ın gelişi bugün olduğu gibi geçmişte de büyük bir coşku ve heyecanla karşılanırdı. Senem Dinç ecdadımızdan bize yadigar kalan Ramazan geleneklerini araştırdı. Cerre çıkarmaktan diş kirasına, semai kahvehanelerinden ramazaniyelere uzanan gelenekleri derledi.

Semai Kahvehaneleri

19. yüzyıldan itibaren Osmanlı’da uygulanan sıcacık bir gelenek imiş bu semai kahvehaneleri. Her kesimden insan teravih namazı sonrası kahvehanelerde buluşur, semailer okur ve mani atışmaları yapalarmış. Hatta çözülmesi zor bilmeceler kahvehane duvarına asılır, Ramazan boyunca çözülmesi beklenirmiş.

Ramazaniyeler

Ramazan ayında şairlerin padişahlara, devrin ileri gelenlerine yahut dostlarına yazdıkları şiirlerdir Ramazaniyeler. Oruçtan, ramazan hazırlıklarından, ramazanın anlamından, toplumun ramazanı yaşayış biçiminden edebi bir şekilde bahsedilen Ramazaniyeler özellikle 18. Yüzyılda yaygınlık kazanmış. Enderunlu Vasıf ve Koca Ragıp Paşa’nın Ramazaniyeleri dönemin en meşhurlarından imiş.

Cerre Çıkmak

Müderrislerin ve yetişmiş talebelerin dokuz ay derslerle meşgul olduktan sonra üç aylarda ama özellikle de Ramazan ayında şehir şehir, kasaba kasaba, köy köy gezerek ilimlerini paylaştıkları bir uygulama imiş cerre çıkarmak. Kelime anlamı da celbetmek, kendine doğru çekmek. İşte mollalar ilimlerini gezdikleri yerlerde vaaz ederek haklı celbedermiş. Köylüler, kasabalılar Ramazan ayında dört gözle mollaları beklermiş. Bu uygulama sayesinde sadece şehirliler değil kasaba ve köyler de ilimden nasibini alır, gelişirmiş.

Diş Kirası

Günümüzde daha çok çocuklara Ramazanı sevdirmek için yapılan ancak Osmanlıda ihtiyaç sahipleri için uygulanan bir yöntem Diş kirası. O dönemlerde hali vakti yerinde olan halk, ihtiyaç sahibi kimseleri iftarda ağırlar, ardından misafirine “dişlerini benim soframa kiraladığın için teşekkürler” mahiyetinde, kadife keselere sarılmış altın, gümüş, akçe gibi değerli hediyeler verirmiş.

Ramazan Tenbihnameleri

Osmanlı döneminde Ramazan ayı geldiği vakit bir uyarılar silsilesi duyurulur imiş. Devlet tarafından tenbihat yapılacağı mahalle imamlarına haber verilir ve akşam ezanına doğru bekçiler “tenbih var, akşam camiye buyurun” diyerek halkı toplar, ardından da Ramazan ayı için özel olarak çıkan yasaklar, uyarılar halka bildirilirmiş. Mesela cemaatle ibadetin teşviki, içkinin ve meyhane meclislerinin Müslümanlara yasaklanması, oruç tutmayanlar ve mazeretli olarak orucu bozanların çarşıda herkesin görebileceği şekilde yeme ve içmelerinin yasaklanması gibi bildirileri içerirmiş bu tenbihnameler.

İftar Yemeği

İftar sofrası deyince aklımıza hurmalar, iftariyelikler, çorbalar, yemekler geliyor sırasıyla. Osmanlı zamanında da iftar sofraları böyleymiş ancak bir farkla. Bir usule tabii olurmuş bu sofraya oturup oruç açmak. Önce su içilir, ardından kahvaltılıklardan oluşan iftariyeliklerden biraz yenilir, peşine hemen akşam namazı eda edilirmiş. Ancak, namaz sonrası çorba ve diğer yemeklere geçilirmiş.

Huzur dersleri

Huzur dersleri padişahın katılımı ile gerçekleşen siyasilerin iştirak ettiği dersler imiş. Bu dersler Ramazan ayı boyunca devletlûlerin icazeti ile devam eder, ders veren hocaya mukarrir, müzakâkereci olarak katılan diğer âlimlere ise muhatab denirmiş. Ders içeriğini ise genellikle tefsir ve hadis oluştururmuş.

Resmi Hırka-i Şerif ziyaretleri

Günümüzde de, pandemi öncesine kadar devam eden bir gelenekti hırka-i şerif ziyareti. Ancak Osmanlı döneminde her yıl Ramazanın 15inde padişah ve devletlûler kutsal emanetleri ve hırka-i şerifi mutlaka ziyaret ederlermiş.

Zimen Defterleri

Zimen defterleri esnafın elinde bulunan borç defterlerine verilen isim imiş. Günümüz diliyle bakkalın, manavın, marketin elindeki borç defterleri yani. Osmanlı döneminde yardımlaşma geleneğinin bir yansıması olarak her Ramazan insanlar esnafı ziyaret eder borç defterinden rastgele birinin borcunu siler yahut borç defterinin tamamını silerlermiş.

Bize de bu kaybolmuş gelenekleri sizlerle paylaşmak düştü. Dileriz ki heybemize bu geleneklerden yaşatabildiklerimizi yaşatmak da düşsün. Bu Ramazan payımıza iftar yemeğimize bir usül getirmek bir de zimen defterinden bir borç silmek düşse mesela, olmaz mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek