Oruç Tutan Öyküler/ Necip Tosun

Klasik edebiyatta kendine bolca yer bulan oruç ve ramazan ayı modern edebiyatta öyküye nasıl yansımıştır hiç merak ettiniz mi? Oruç tutan bir öykü anımsıyor mu zihniniz?

Necip Tosun, Mustafa Kutlu, Fatma Barbarosoğlu gibi modern öykümüzde akla gelen ilk isimlerin öykülerinde oruç ve ramazan ayının izini sürdü. Keyifli okumalar…

Hilali Gördün Mü?

Mustafa Kutlu Ya Tahammül Ya Sefer kitabındaki “Hilali Gördün mü?” isimli öyküsünde bir zamanların dava adamlarının Ramazan ayından habersiz oluşunu işler. Derneğin müdavimlerinden biri olan Asım Bey, iktisat profesörü olmuş, zengin birinin kızıyla evlenmiş ve sınıf atlamıştır. Eski hassasiyetlerini tamamıyla kaybetmiş, sürekli eleştirdiği bir hayatın tam da içine düşmüştür. Artık onun yeni dünyasında seyahatler, açılışlar, fabrikalar, bankerler vardır. İçki alemleri, deniz, boğaz sefaları; dava dışı bir hayat yani. Artık Ramazan’ın geldiğini bile unutmuştur.

Ramazan’da Yalnızlık

Kâmuran Şipal’in “Gülümsedi Az” adlı öyküsü de Ramazan üzerine yazılmış en güzel öykülerden biridir. Evinde yalnız yaşayan anlatıcı, mutluluk içinde yaşayan komşu aileleri gözler/dinler. Bir Ramazan ayını daha odasında, sadece seslerle yaşar. Apartmandaki aileler huzur içinde oruç açmaya hazırlanmaktadır. Kahramanımız ise odasından bu oruç açma ritüelini izlemekte/dinlemektedir. Üst kattan tabak, çatal, kaşık seslerini işitir, börekler kızartılmaktadır. Yaşayamadığı, sadece dinleyebildiği bu mutlulukların üzüntüsüyle radyodan duyduğu duayla birlikte gözyaşlarına boğulur. Şipal, öyküsünde toplumsal bir ritüelin dışında kalan yalnızlık içindeki anlatıcının acısını emsalsiz bir üslupla anlatır.

Kopuşlar ve Eksilenler

Sevinç Çokum da pek çok öyküsünde, insanın fıtrattan uzaklaşarak yaratıldığı gibi kalmadığını, yenilik adına kendine dramlar, acılar hazırladığını, kendi eliyle hayatını zindana çevirdiğini anlatır. İnsanlar günden güne gelenekten, töreden, birikimlerden kopmaktadır. Artık insanın hayatından Ramazan’lar, bayramlar çekilmiştir: “Ramazanlar, bayramlar, camiler geçti gözlerinin önünden. Ezbere bildiği duaları unutuşun sebebini aradı. Babası sağ olsaydı, bağışlar mıydı bu unutkanlığını. (…) Birden namaz kılma isteği duydu. Sabah namazı kaç rekattı?” Öyküde anlatıcı, Ramazan’sız, bayramsız geçen hayatında kendini boşlukta hisseder.

Neyin Gölgesi Düşer Oruca

Fatma Barbarosoğlu, “Sekiz Kurşun” öyküsünde, kişinin yaşadığı travmatik durumun Ramazan’ı ve orucu gölgelediğini hikâye eder. Öykülerde Hakkari’ye tayin olan bir bayan doktorun gözünden doğu gerçeği anlatılır. Bu yöreyi, burada yaşananları tanımayan doktor, yaşanan terör olaylarının insanı travmatik bir hâle sürüklediğine tanıklık eder. Kürt sorununun merkezde olduğu öyküde, bir korku atmosferinde nasıl her şeyin bir şekilde kaotik ortama doğru sürüklendiği aktarılır. İnsan sevgisiyle dolu doktor, sonunda örgütün hedefi hâline gelir. Daha sonra kahramanımız memleketi Akşehir’e annesinin yanına gelir, ama görev yerinde yaşadıklarının derin tesiri altında bir Ramazan ayı geçirecektir artık.

Görüldüğü gibi dört ayrı yazar, dört farklı açıdan Ramazan olgusunun Türk halkındaki karşılığını anlatırken, onun nasıl bütün hayatına sirayet ettiğini psikolojik bir derinlikle işler. Siz de içinde Ramazan ayı ve oruç geçen öyküler biliyorsanız bizimle paylaşabilirsiniz.

KAYNAK: STAR

https://www.star.com.tr/kultur-sanat/oruc-tutan-oykuler-haber-778989/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek