Karantina Günlerinde Evin E-Hali/ Vildan Kınalı

Aynı Frekanstan İki Arkadaşın Tarihe Düştükleri Not

Her şeyin hızla yayılıp tükendiği/tüketildiği 21.yüzyılın dünyasında bu kitap elinize ulaştığında yaşadıklarınızı siz bile hatırlamakta güçlük çekeceksiniz, büyük ihtimal. ‘O yaşadığımız neydi?’ diyecesiniz. Maske ile sokağa çıktığınız ilk günü hatırlayacak mısınız mesela? Pencereden korku ile bakışınızı…”

Bu satırlar Karantina Günlerinde Evin e-Hali kitabının ön sözünden, Fatma Barbarosoğlu’na ait. Fakat tam ben bunları yazarken belediye hoparlörü “Kıymetli vatandaşlarımız, kış yaklaşıyor, rehavete kapılmayalım, sosyal mesafeyi koruyalım” diye anons yapıyor. Sokağa hala maske ile çıkıyoruz. Buna rağmen okurken “Evet böyle olmuştu gerçekten” diyerek, kısa zaman zarfında unuttuklarımızı hatırlatması, kitabın yazılma amacını destekliyor.

Karantina Günlerinde Evin e-Hali, iki sosyolog yazarın, covid-19 günlerinde e-posta yoluyla yaptıkları sohbetlerden oluşuyor. Bazı film ve kitapların salgın penceresinden değerlendirildiği, gündemdeki meselelerin görünen-görünmeyen taraflarının konuşulduğu e-postalarda deyim yerindeyse iki yazar muhabbetin dibini bulmuş. Bir çok kişinin günlük tuttuğu salgın günlerinde elimizdeki kitap, iki arkadaşın ortak günlüğü mahiyetinde tarihe düşülmüş nadide bir not. Nazife Şişman bu söyleşiyi “Gözümüzün önündeki çeri çöpü temizleme ve görünene teslim olmadan kendi idrakimizdekileri kelimelere dökme çabası”olarak değerlendiriyor.

Karantina günlerinin mübarek üç aylara denk gelmiş olması, akabinde aynı şartlarda bayramı ihya etmiş olmak, bu özel günlere farklı bir pencereden bakmayı zorunlu kılıyor. Gelenek, modernite ve İslamiyet penceresinden değerlendirmeler bu anlamda kitaptaki yerini almış.

“Evde kalmakla evde olmak”, “anı yaşamakla (carpe diem)” “anı idrak etmek” arasındaki farkın idrakinde olan her iki yazar da bu uzlet fırsatını yoğun bir gözlem ve tefekkür atmosferinde değerlendirmeye çalışmışlar. Elimizdeki kitap da bunun somut bir göstergesi. Karantina günleri ekseninde, geçmiş-gelecek değerlendirmesi yaparken “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak mı?” sorusunu gündeme alıyorlar kaçınılmaz olarak. Eleştirel bakış açılarıyla olayları değerlendirirken yaptıkları atıflarla konuyu zenginleştirmeleri muhabbeti daha zevkli kılıyor.

Geniş aile apartmanında yaşayan Nazife Şişman’ın yakın çevresindeki yaşlılar ve sağlık çalışanlarıyla ilgili gözlemleri, Fatma Barbarosoğlu’nun “Luppolu adam” ve gerçeklerin önüne perde gibi gerilen sosyal medyaya dair eleştirileri geriye dönük bir muhasebeyi kaçınılmaz kılıyor. Değişmekte olanla, değişime karşı muhafaza edilmesi gerekene yer yer değinmeden geçmiyorlar. Ev yapımı ekmek görseli, haklı bir eleştiriden yakasını kurtaramıyor.

Karantina günlerinin şüphesiz en gereksiz tartışmalarından biri olan kütüphane görseli tartışması, “Kel Başa Şimşir Tarak” başlığıyla kitaptaki yerini almış. Meselenin dünya genelindeki yansımalarıyla en ilginç bölümlerden biri olmuş.

Bir salgın nedeniyle dijitalleşmenin tavan yaptığı zaman diliminde, bu teknoloji çağının nimetini tadını kaçırmadan kullanan iki yazar arkadaşın muhabbetine dahil olurken yaşadığımız salgın gerçeğine dair bir vesikayı elinde bulundurmak isteyenler için Evin e- Hali…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek