İyi Değilim/ Zeynep Karapınar

Netyazı Dünya Öykü Günü kapsamında yeni bir etkinlik düzenledi. Takipçilerimizden aşağıda verdiğimiz öyküyü hayal güçlerini kullanarak tamamlamalarını istedik. En çok beğenilen üç öyküyü sitemizde yayınlayarak katılımcılarımız için tatlı bir hatıraya dönüştürdük.

Keyifli Okumalar…

… Yaşlı adam, dar yatağın kenarında oturur, avuçları dizlerinin üzerine dayalı, başı öne eğik, sabit bakışları yere dikilidir. Tavana bir kamera yerleştirildiğinden habersizdir. Objektifin kapağı, dünyanın dönüş hareketini izleyerek sessizce çalışır, saniyede bir tıklayarak seksen sekiz bin dört yüz sabit fotoğraf çeker. Yaşlı adamın gözetlendiğinden haberi olsa, bu yine de hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Aklı başka yerdedir, yakasına yapışan uğursuz sorunun cevabını ararken, kafasında ürettiği hayaletimsi görüntülere saplanıp kalmıştır.

Kimdir? Burada ne arıyor? Ne zamandan beri buradadır ve daha ne kadar kalacak? Şansımız varsa zaman hepsini gösterecek. Şimdilik bize düşen, bu resimleri olanca dikkatimizle incelemek ve zamanı gelmeden karar vermekten kaçınmak.

diye bitirdi sözünü başhekim.

Toplantı öğleden önce başlamış, üç gibi bitmişti. Ekipteki herkes iki gün önce ilçe esnafının sokakta baygın halde bulup getirdiği meçhul Fransız ihtiyar için gerekeni yapmak üzere ayaklandı. Aralarından uzun boylu, kafasındaki kelliğin aksine sakalları gür, iri kıyım genç stajyer Tarık, çekimser adımlarla ihtiyarın odasına yöneldi. Duvarları kirden griye dönmüş hastane koridorunun sonundaki odaya vardı.

Tarık’ın Fransızca konuşabiliyor olması, onun stajyerliğini görünmez kılmıştı. Hiç ummadığı bir vakanın ortasına düşmüş, ilk tecrübesini yaşıyordu. Şaşkınlıktan kapıyı tıklatmayı unutarak öylece girdi ve “Bonjour Monsieur!”1 dedi. Odadaki soğuk sessizlik, denizin dalgalarından savrulan su zerrecikleri gibi ani fakat yumuşak bir serinlikle Tarık’ın yüzüne dokundu.

İhtiyarın elleri dizlerinden sıyrılıp iki yana yığıldı. Kafasını kaldırdı. Uzun, ağarmış çatık kaşlarının altından, gözlerini Tarık’a dikti. Genç doktor ihtiyarın ürküten, soluk mavi bakışlarından rahatsız olsa da bozuntuya vermedi. “Comment allez vous?”2 dedi yapmacık neşeli bir sesle. Sorusunun cevapsız kalacağından adı gibi emindi. Fakat ihtiyar, genç doktoru şaşırtacak bir hızda ve çaresiz bir sesle sürekli baktığı yeri göstererek cevap verdi “Je ne vais pas bien. Amène ce bébé ici. Je ne vais pas bien.”3

İki gündür defalarca denenmesine rağmen sessizliğini bozmayan ihtiyarın verdiği cevap Tarık’ı şaşırttı. Vakit kaybetmeden “Bien sur monsieur. Je prends le bébé ”4 dedi ve eğilip ihtiyarın gözlerini diktiği o noktadaki boşluğu elleriyle kavradı. Ağır hareketlerle bebeği kucaklar gibi yaparken, ihtiyar genç doktorun kolunu tuttu ve “Attention, c’est un bébé sanglant. Je ne vais pas bien.”5 dedi. Tarık durumu idare etmek için “Bien sur”6 dedikten sonra kendisini ellerine bakmaktan alıkoyamadı. Sağ avucunda kan izleri olduğunu gördü. Titremeye başladı ve kafasını güç bela kaldırıp tavandaki kameraya baktı. Avucunu çevirerek tavana doğru tuttu. Kamera Tarık’ın kanlı elini saniyede bir tıklayarak, seksen sekiz bin dört yüz sabit fotograf çekti. Genç doktor yatağın kenarına oturdu ve avuçlarını dizlerinin üzerine dayayıp ağlamaya başladı.

1 Merhaba Beyefendi
2 Nasılsınız?
3 İyi değilim. Bu bebeği al buradan. İyi değilim.
4 Tabi efendim. Bebeği alıyorum.
5 Dikkat et, o kanlı bir bebek. İyi değilim.
6 Tabii

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek