BİR EMNİYET İŞARETİ OLARAK GÖKKUŞAĞI

Kışlıkların tamamlanması, hasat zamanı, ekinoks, yapraklar, yola çıkmak, aniden bastıran ve devam eden yağmurlar, rüzgârlar, fırtınalar… Yağmuruyla ünlü mevsim tablomuzun temel yüzleri bunlardır. Yağmura ve ışığa ezelden akraba; göğe bakıp tefekkür ettiğimiz saatlerimizin zarif konuğundan bahsedeceğim. Yağmur sonrası bulutlar aralanıp güneş çıktığında semada yedi renkli bir çiçeğin açtığına şahit oluruz: gökkuşağı. Toplumlar bugüne kadar ona nasıl baktı? Gökkuşağını görmek bizi neden mutlu eder? Romantik miyiz yoksa temelde bu kuşak bize farklı bir mesaj mı ulaştırır? İşte yazının ilerleyen bölümlerinde Türkçe’de ebemkuşağı / ebekuşağı, alkım, yağmurkuşağı, eleğimsağma ve alaimisema olarak da bilinen gökkuşağına bu zeminden bakmaya çalışacağız.

            Çocukluktan beri gökkuşağına ekseriyetle ebemkuşağı deriz. Zihnimde buna denk düşen bir görsel: geleneksel kıyafetleri içerisinde bir Anadolu kadını, yeleğiyle şalvarını birleştirmek için beline rengârenk bir kemer takıyor. Sarı, kırmızı, turuncu, mor, yeşil ve dahası. Sanki ondan esinlenerek gökte beliren bu renkli yaya ebemkuşağı diyoruz. Araştırırken görüyorum ki ebemkuşağı bu ışık olayının ilk safhasına deniyor. Gökkuşağı tam haline ve eleğimsağma da yavaş yavaş kaybolma halini ifade ediyor.

            Çocukken bir kadının rengârenk kuşağına benzettiğim gökkuşağı başka toplumlarda farklı anlamlara bürünüyor. Örneğin batı kültüründe ruhani dünya ve insan dünyası arasında bir köprü iken başka kültür ve inançlarda gökkuşağının elementleri ya da dünyanın yönlerini temsil ettiğine inanılıyor. Budistler gökkuşağının yedi renginin yedi kıtayı işaret ettiğini söylerken eski Arap anlayışında bu kuşak, güney rüzgarının bir hediyesi olarak kabul edilir. İrlanda kültüründe gökkuşağı, erişilmesi zor olan altın ve cüce cinleri ile eş anlamlıdır. Polonyalılar ise gökkuşağının bittiği yerde altın hazine olduğunu söyler. Bu ganimet, meleklerin hediyesidir. Polonyalıların bu anlayışı dünyaya yayılır. Pek çok ülkede insanlar gökkuşağının bittiği yere doğru koşarak küpler dolusu altın bulmanın hayalini kurar.

            Hayaller, ganimetler ve köprü. Gökkuşağı bazılarına göre yol, ödül, mesaj ya da ulak. İyi ve güzele fail kılınmış. Bazı toplumlarda ise kötü ruh ya da şeytanlarla ilişkilendirilmiş. Orta Amerika ülkesi olan Honduras’ta ve Nikaragua’da insanlar gökkuşağını şeytanın bir işareti olduğuna inanmışlar. Eğer bir gökkuşağına bakarlarsa kendilerine lanet bulaşırmış. Amazon kültüründe de gökkuşakları düşüklere ve cilt bozukluklarına neden olan istenmedik ruhlarla ilişkilendirilmiş. (1)

            Bizim güneşten süzülüp su damlasında yedi renge bürünen gökkuşağına olumsuzluk atfetmemiz söz konusu değildir. Zira ilahî bir bilgi olarak gökkuşağına bakma yolumuzu çizen bir mesele var. Nuh Tufanı. Suyun en kadim yok etme bilgisini öğrendiğimiz bu kıssa, insanlığa mesajları açısından pek kıymetli. Başlıkla ilgisi bakımından biz tufan sonrasını konuşacağız. Yağmurlar durur, sular yeryüzünden çekilmektedir. Nuh’un gemisi içindekilerle birlikte Cûdi dağına oturur. Bulutlar çekilir ve güneş çıkar. Göğün ortasında yedi renkli bir kuşak. Dünyayı saran felaket sona ermiştir, artık gemidekilere yalnızca selamet vardır. Bu durum kulağa romantik geliyorsa şayet El Edebü’l- Müfred kitabının ikinci cildinde Abdullah ibn-i Abbâs’tan şu hadisi okuyalım:

            “Samanyolu galaksisi, gök kapılarından bir kapıdır. Gökkuşağı ise Nûh aleyhisselâmın kavminden sonra suda boğulma olayının bittiğini gösteren bir emniyet işaretidir.”

Hadisin açıklaması kitapta şöyle geçer:

“Gün ışığı, havadaki su damlalarına girip çıkarken kırılır. İşte bu sırada gökkuşağı meydana gelir. Güneş varken ortaya çıkan gökkuşağı, güneşin tam aksi istikametinde gözlenir. Bu durum Nuh tufanından hemen sonra da gözlenmiştir. Böylece gökkuşağı, muhtemelen o zaman dehşetli yağmurların sona erdiğini de müjdelemiştir.” (2)

            Aynı mesele Ahd-i Atîk’teki tûfan kıssasında, “Yayımı buluta koydum ve benimle yerin arasında bir ahit alâmeti olacaktır ve vaki olacaktır ki yerin üzerine bulut getirdiğim zaman yay da bulutta görünecektir” şeklinde geçer. (Tekvîn, 9/13-14). Buna göre gökkuşağının bulut üzerine konulması (işi biten yayın yerine asılması), Allah’ın yeryüzünde bir daha tûfan halk etmeyeceği yolundaki ahdinin bir alâmetidir. (3)

            Öz, diriliğini muhafaza etmiş, yaratıcı mesajını şanına yakışan incelikte vermiştir. Yok olmaktan var olmaya. Nuh özelinde insanlık, artık böylesi kuvvetli bir suyla imtihan edilmeyeceğinden emindir. Göğe tülden yedi renkli bir kuşak gerilir. Yeryüzü emniyettedir. Bu sebepledir ki yağmurun aralıksız yağdığı günde açan hava bize ferahlık verir. Nefes alırız.                                                                                                                                                                                                                                   

Gülsüm ÇELİK

Kaynakça:

(1) https://www.colorpsychology.org/rainbow-colors/

(2) https://books.google.com.tr/books?id=4vqADwAAQBAJ&pg=PA765&lpg=PA765&dq=abdullah+ibni+abbas+g%C3%B6kku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1&source=bl&ots=WnQ8wKQtwI&sig=ACfU3U2SrFBlrtQZ8AHZCHrKvLSpyy73xw&hl=tr&sa=X&ved=2ahUKEwjE87mUoLTpAhUPtRoKHZTMB5MQ6AEwAXoECAoQAQ#v=onepage&q&f=false

(3) https://islamansiklopedisi.org.tr/gok-kusagi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek