KALBİN AKLI-MEDENİYET ÜZERİNE YAZILAR

MELİHA GÜMÜŞTEKİN

Yazarımız, Savaş Ş. Barkçın’ın İnsan yayınlarından çıkan Kalbin Aklı- Medeniyet Üzerine Yazılar kitabını okudu, inceledi ve üzerine yazdı. Kitap hakkında yeterli bilgiye sahip olacağınızı vadediyor; sizi kitabı okumaya davet ediyoruz.

2016 yılında İnsan Yayınları’ndan çıkan Kalbin Aklı kitabı Savaş Ş. Barkçin tarafından kaleme alındı. Kitapta bulunan bazı makale ve mülakatlar muhtelif dergilerde yayınlandı. Bazı yazılarda da ilk defa bu eserde karşımıza çıktı. Konuların özü iki kavramla açıklanabilir: medeniyet ve kendimiz olma. Yazara göre İslam aleminin asıl meselesi güçsüzlük değil ‘‘Kendisi olamama’’dır.

‘‘Biz kaybedilmişlerin ağıtçısı değil, dirilenlerin ve daim var olanların müjdecisi olmalıyız.’’ Savaş Barkçin, son iki yüz yıldır Müslümanların ‘‘Bize ne oldu da güçsüz düştük’’ sorusuna mercek tutuyor. Batının maddi olan ve ahlaki rengi olmayan güç tanımı ile Müslümanların güç tanımının özdeşleştiğini belirtiyor. Oysa maddi güçten ziyade ‘‘Bizde zaten var’’ diye önemsenmeyen manevi güç; şahsiyettir, kişiliktir ve ‘‘Kendisi olmak’’tır. ‘‘Bize ne oldu da güçsüz düştük’’ sorusunun aslı ise ‘‘Kendimizden nasıl ayrı düştük’’ olmalıdır.

‘‘Osmanlının yıkılmasının bir sebebi de Batı’nın bilimle desteklediği ve hala yüzsüzce oynadığı ahlaksızlık oyununa girmemiş olmasıdır.’’  Gücün ahlakına karşı ahlakın gücünü tercih etmemiz gerektiğini belirten yazar ‘‘Müslümanın gücü de ahlakî olmalıdır,’’ diyor. Kitap bugün zulüm gören coğrafyalardaki insanlara ve İslam âlemine reçeteler sunuyor.

Savaş Barkçin sadece eleştiri yapmıyor,  çare de üretiyor. Salt eleştiriye savaş açan yazara göre hikâyet vakti geldi de geçiyor. Kitabın ‘‘Geleceğin insanını inşa etmek’’, ‘‘Medeniyetimizi nasıl ihya ederiz’’ ve ‘‘Şikâyetten Hikâyete’’ bölümlerinde insanı şevke getiren yaklaşımları var. ‘‘Medeniyetimizin her eseri yok edilmiş sadece Süleymaniye ayakta kalmış olsaydı bile ona bakarak Osmanlı ruhuna bağlanmak mümkün olurdu’’ tespiti buna örnektir.  Başlıca insani sorunlarımızdan birinin ‘‘Aşağılık kompleksi’’ olduğunu belirten yazar kendi büyük bilim, müzik ve edebiyat adamlarımızı tanımamızı, eğitim ve kültür alanında özgüvenli anlayışı sistemleştirmeyi ve insan yetiştiren kurumların buna göre zihniyetinin değişmesi gerektiğini söylüyor.  

‘‘Kalbin aklı…’’ Araf suresi 179. Ayette geçen ‘‘Onların kalpleri vardır fakat onunla gerçeği anlamazlar’’ mealinde ‘‘Kalbin gerçeği anlaması’’ buyuruluyor. Kalp ve akıl bize öğretilenin aksine birbirine zıt melekeler değildir. Kalbiyle inceden inceye bilen, işin esasını kavrayan insan, yeni bir medeniyetin kurucusu olacaktır.

Şiir severlere kitabın ‘‘Hikmet olarak şiir ve Sezai Karakoç’’ ile ‘‘Âşık Veysel’in hikmetli bir şiiri üzerine’’ bölümlerinden özellikle keyif ve ders aldığımı belirtmeliyim. Yazarın sıkça vurguladığı üzere şiir, şuur ile aynı köke sahip, ‘‘Kıl gibi ince’’ manası da mevcut.  Âşık Veysel’in ‘‘Gezerken aklımın evine vardım/Akıl gitmiş fikir evde yoğ idi’’ ile başlayan şiirinin 35 sayfa tahlilinde ‘‘Kıl gibi ince söz’’ söylemenin hikmeti de anlaşılıyor. Yazar özellikle şiir, aruz, mısra ve beyit kelimelerinin kök anlamlarını merak edip öğrenmemizi tavsiye ediyor. Kelimelerin kökenlerine, manalarına inmemize ortaya çıkan derinlik, kadim tarihimizle birleşiyor.

‘‘Adımlarını takvaya uydur ahiret hesabının istisnası değilsin.’’ Barkçin’e göre Müslümanların bugün en büyük sorunun temelinde itikad, itimad ve istinad zayıflığı var. Yazılarında kulluğun tarifini ‘‘Niyet ve gayret’’ ile yapan yazar sabrın atalet ile değil gayretle olduğunu sık sık vurguluyor. ‘‘İyi iş, üç iyinin eseridir: iyi niyet, iyi kabiliyet ve iyi gayret.’’

Yazılarında biz gençlere seslenen Savaş Barkçin ‘‘Ne ile uğraşırsanız, neyi tahsil ederseniz, hangi işte çalışırsanız çalışın o alanla ilgili üç şeyi mutlaka çok iyi öğreniniz: o alanın teorisini, tarihini ve o alandaki güncel gelişmeleri’’ diyor. Bir alana yöneldiğimizde dört unsuru tembihliyor: sevgi, ilgi, bilgi, vergi… Nihayet ‘‘Muhabbet ve kabiliyete niyet ve gayret katılınca kalbimiz, kişiliğimiz, dünyamız mamur olacaktır.’’

Son olarak talebelerine tembihlediği şu sözle bize ışık tutuyor: ‘’Edilgen cümle kurmayın.’’ Böyle olunca bütün soru ve cevapları, mesele ve çözümleri başkasına bırakmış oluyoruz. İskender Pala’nın dediği gibi ‘Her ne ki arıyorsun, aradığın ancak sensin. İyinin de, kötünün de fidanı senin içinde büyür.  Her meyvenin içi, kabuğundan yeğdir. Sen göremiyorsun diye bu âlem yok değildir. Âlemin varlığını ancak kul olarak anlayabilirsin.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek