DÜNYAYA DİKDÖRTGEN BİR PENCEREDEN BAKAN ADAM ‘’ARA GÜLER’’

Ermeni asıllı, tam adı Aram Güleryan olan, Türkiye’nin ve dünyanın en iyi fotoğrafçılarından Ara Güler’in annesinin adı Verjin, babasının adı ise Dacat’tır. Babası bir eczacıdır ve Giresun’un Şebinkarahisar ilçesi, Yaycı Köyü’nden henüz 6 yaşında iken okumak için İstanbul’a gelmiştir. Bugün aramızdan ayrılmış olan saygıdeğer Ara Güler’in hayatına dair kısa bilgilere, dilerseniz Nezih Tavlaş’ın “Foto Muhabiri Ara Güler” adlı eserinden alıntıladığımız kesitle göz atalım.

RANA TUNCEROĞLU

‘’1928 yılında Taksim’de sanat ve edebiyat dünyasının tam ortasında dünyaya geldi. Çocukken sinemadan çok etkilendi. 1951 yılında Getronagan Ermeni Lisesi’nden mezun oldu. Lisedeyken film stüdyolarında sinemacılığın her dalında çalıştı. Muhsin Ertuğrul’un yanında tiyatro ve oyunculuk eğitimi almaya başladı. Amacı rejisör veya oyun yazarı olmaktı.

İlk fotoğraf makinesini 22 yaşında eline aldı. 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde gazeteciliğe başladı. Bu yıllarda Ermenice gazete ve edebiyat dergilerinde öyküleri yayınlandı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne devam ediyordu. Ancak gazeteci olmaya karar verdi.Kendi tahminlerine göre 3 milyon kez deklanşöre bastı.  40-50 adet fotoğraf makinesi biriktirmiş. Arşivinde 800 bin civarında dia sakladı.

Nezih Tavlaş,  Foto Muhabiri Ara Güler, Fotoğrafevi Yayınları, 2009

1961’de Birleşik Krallık’ta yayınlanan Photography Annual, onu dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri olarak tanımladı. Aynı yıl Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği’ne kabul edildi ve bu kuruluşun Türkiye’den tek üyesi oldu. Fotoğraf dünyasının çok önemli yayınlarında fotoğrafları kullanıldı, kendisinden bahsedildi. ABD’de, Almanya’da, Paris’te çeşitli sergiler açtı. Bu arada, Bertrand Russell, Winston Churchill, Arnold Toynbee, Picasso, Salvador Dali gibi birçok ünlünün fotoğrafını çekti, röportajlar yaptı.

Aynı anda 4 ülkenin 4 lider dergisinin (Fransa’da Paris-Match, Amerika’da Time, Almanya’da Stern ve Türkiye’de Yeni Hayat dergileri) foto muhabirliğini yaptı. Hayranı olduğu ve yıllarca kullandığı Leica makinelerinin üreticisi tarafından Master of Leica (Leica ustası) ilan edildi. Picasso tarafından resmi çizildi.’’

Kendini fotoğraf sanatçısı değil foto muhabiri olarak tanıtan Ara Gürel, 17 Ekim 2018’de 90 yaşında aramızdan ayrıldı.

Ara Güler, Türkiye’nin usta fotoğrafçılarından biri olarak hayata deklanşörüyle dokunuşlar yapmış ve yaşamın içinden anları ekranlara dondurmuştur.

Ara Güler’in fotoğraflarının büyük bir bölümü Fransa, ABD ve Almanya’da çeşitli müzelerde sergilenmekledir. Fotoğraflarında Leica makinasını kullanmıştır. Fotoğrafın sanat dalı olmadığını düşünmektedir. Ara Güler kendisini: “Ben de gazeteciyim. Fotoğrafçı değilim. Fotoğrafçı ile gazeteci arasındaki fark budur. Fotoğrafçı bomba patlar kaçar. Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır. Ben de bu yaşa kadar ona göre çalıştım” şeklinde tanımlıyor.

Bu güzel anların dışında Pablo Picasso gibi fotoğrafını asla çektirmek istemeyen zamanın öne çıkmış insanlarının da portrelerini çekmeyi başarmış ve bizlere Picasso’dan Dali’ye, dönemin siyasetçilerinden Anadolu’nun sanatçılarına birçok ismin fotoğrafını yadigar bırakmıştır.

PABLO PİCASSO

Cannes Film Festivali’ni izlemeye gönderilen Ara Güler, kapıda fotoğraf çeker. Birden herkesin yere düştüğünü, lambaların devrildiğini görür. Biri geliyordu ama kimdi? ‘Çelimsiz, küçük boylu, sıradan bir adam geliyordu. Bu adam Picasso’ydu’der. Picasso’nun sadece 2 kare fotoğrafını çekmiştir. Picasso’nun kitabının yapılacağını duyunca yayınevine gider. ‘Ben de sizinle gelip günlük yaşamını çekeyim’ der. Böylece Picasso’yla buluşma gerçekleştir. Dünyanın en ünlü ressamı korka korka gittiği dişçi dönüşünde Ara Güler ile buluşur ve “Sen Fransız ressam Cezanne’a benziyorsun. Dur senin bir resmini çizeyim” der. Ara donar kalır. Picasso onu çizer. Altına da imzasını atar. Ara Güler, “Türkiye’de bir adet orijinal Picasso var, o da benim evde.” der.

SALVADOR DALİ

Ara Güler, Dali ile olan anısını ise şöyle anlatmıştır: Dali’nin Paris’te oteline gittim, 101 numarada kalıyormuş. Kapısını açtım, bana bakıyor; “Niye benim fotoğrafımı çekmek istiyorsun?” dedi. “Çok meşhursun da onun için.” dedim. “Benim dakikam 25 bin dolardır.” dedi. “Güzel ama ben bir dakikada fotoğraf çekemem ki!” dedim. Beni tuttuğu gibi dışarı attı. O akşam bir Yahudi arkadaşımla yemeğe gittim. “Dali beni dışarı attı.” dedim, “O benim vaftiz babam.” dedi. “Ama sen Yahudi’sin o Hıristiyan nasıl olur?” dedim. “Sen karışma.” dedi, gitti konuştu. Ertesi sabah saat 11’de gittik. Dali bana bakıyor ben ona. “Senin fotoğrafını çekmeliyim. Adamakıllı bir fotoğrafın yok.” dedim. “Kimse yokken gel.” dedi. Ertesi gün saat onda gittim, üç gazeteci daha geldi. “Hani benden başka kimse olmayacaktı.” dedim. “Dur ben onları hemen salarım.” dedi. Elinde de gümüş saplı bir baston var. “Bilin bakalım, ziftin formülü nedir?” dedi. Kimse bilemedi. Formülü kafadan attı. “Benim adım Salvador Dali, bu bastonu ziftin içine sokar çıkarırım. Beş kuruşluk baston olur 50 bin dolar. Sen bunu yaparsan deli derler. Şimdi dediğimden ne anladınsa git onu yaz.” dedi. Üçünü birden toplayıp dışarı attı. O fotoğrafları o gün çektim.

AŞIK VEYSEL

ARA GÜLER’İN ÖDÜLLERİ

1979 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Birincilik Ödülü (foto muhabirliği dalında)
2000 Fransa Légion d’honneur nişanı
2004 Yıldız Üniversitesi fahri doktora unvanı
2005 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü
2008 İstanbul Fotoğraflarıyla İstanbul Turizm Özel Ödülü[4]2011 Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü

ARA GÜLER HAKKINDAKİ BELGESELLER

İstanbul’un Gözü (2016)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek