Bir Kutlu Gece: Mirâç / Editör

Hz. Peygamber’in nübüvvetinin on üçüncü yılında, Recep ayının 27. gecesinde Cebrail’le birlikte Allah katına yükselmesi İslami literatürde miraç olarak geçer. Kur’an-ı Kerim’de İsra ve Necm surelerinde yer verilen bu mucize Müslüman milletlerin edebiyat, musiki, hat ve diğer sanatlarına yansımış, önemini korumuştur. Her işini bir usûl üzere yapmayı vazife bilen atalarımız Miraç konulu şiirleri kaleme alırken de edebi geleneklerden kopmayarak miraç mucizesini hem manzum hem mensur eserlerde işlemiştir. Netyazı olarak bizler de bu kutlu geceye dair hissiyatımızı dile dökecek mirâciye örneklerini derledik.

Mi’râçnameler neredeyse her Müslüman toplumda kendine yer bulsa da en çok Fars ve Osmanlı edebiyatında benimsenmiş hatta musiki şeklinde okunuşu yalnız Osmanlı’da mevlid gibi bir forma ulaşmıştır. Miraç konusu hem mensur hem de manzume olarak ele alınmış, müstakil bir eser olarak işlenmediği vakitlerde de mesneviler, siyer kitapları, mevlitler,  mu‘cizât-ı nebî, münşeat, divanlar ve şiir mecmualarında bir bölüm halinde yer almışlardır.  Hatta bunlardan başka ve çok farklı konularda yazılmış eserlerin içinde dahi Miraç konusuna ayrı bir bölüm halinde rastlamak mümkün olabilmekledir.

Bu yolculuk peygamber aleyhisselam’ın önce Mescid-i Haram’a daha sonra Kudüs ve  Mescid-i Aksâ’ya gitmesi oradan da Cebrail ile Sidret’ül müntehâ’ya kadar gitmesi, Sidret’ül müntehâ’dan sonra ise tek başına Refref adlı bineği ile devam etmesi ve  Allah katına kadar yükselmesi şeklinde olmuş; Mi’râçnameler de işte bu konuyu bölümler halinde ele almışlar ve anlatmışlardır.

İLK MİRÂCİYE: KASİDETÜ’L- BÜRDE

Edebiyatımızda ilk mirâciye şiiri, peygamber aleyhisselamın huzurunda okuduğu “bânet sü’âd” adlı şiiriyle Ka’b bin Züheyr’e aittir. Şiiri dinleyen Hz. Muhammed sırtındaki hırkasını Kab’ın omuzlarına atmıştır. O günden sonra Kâb’ın şiiri Kasidetü’l- Bürde olarak anılmıştır. Bu şiirde miraç hadisesini anlatan on beyit literatüre ilk mirâciye örneği olarak girmiştir.

Kâ‘b b. Züheyr’in Ḳaṣîdetü’l-bürde (Bânet Süʿâd) adlı eserinin ilk ve son sayfaları (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2002/2)

MÜSTAKİL MİRÂÇNÂMELER:

Mi’râc hadisesini anlatan ilk eserler İslamiyet’i kabul ettiğimiz 9. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanmıştır.  Türk edebiyatında miraçname konusuna ilk kez Satuk Buğra Han Destanı’nda rastlanılır.[1]  XII. yüzyılda Çağatay sahasında Hakîm Ata  tarafından yazıldığı kabul edilen 122 beyitlik Mi‘râcnâmetü’l-hazret  ise bu türün ilk müstakil örneği[2] Türk Edebiyatının Anadolu sahasında ilk müstakil mi‘râciyye Ahmedî (808/1405)  tarafından yazılmıştır. Tahkīk-i Mi‘râc-ı Resûl[3]

Diğer müstakil miraçnamelerden bazıları ise Melik Bahşî tarafından, Uygur harfleriyle kopya edilen (1436) M irâcnâme (bs. Paris, 1882), Nâyî Osman Dede ve Mi’râciye’si, “Erzurumlu Şair Muhammed Lütfî’nin Mi’râcü’n-Nebî’si, Abdülbâkî Ârif Efendi’nin Mi’râciyyesi, Aşkî Mustafa Efendi ve Mi’râc-nâmesi,  Nâbî’nin Mi‘râc-nâme’si,[4] Seyyid Nizamüddin Seyfullah’ın (öl. 1601) Mi’râcü’l-Mü’minîn’ı, Kerküklü Seyyid Abdüssettar Ef.nin Mirâciye Divânı adlı eseridir. (bs. 1910)[5]

Mi’râciyyeler içinde en meşhuru 18. asrın ilk yarısında yetişen Şeyhü’n-Nâyî Osman Dede’ye ait olanıdır. Güftesi ve bilhassa bestesi itibariyle, hadisenin şanına yakışır bir surette muhteşem bir muvaffakiyetle ibda edildiği ehlince kabul edilmektedir. Osman Dede’nin bu eseri Dinî Musikîmizin eşsiz eserlerinden biri olarak ölümsüzlüğe erişmiştir.

Mi’râciyeler eskiden kandil geceleri okunurdu. Tekkeler kapatılıncaya kadar bu gelenek devam etmiştir. Son yıllarda çeşitli vesilelerle, özellikle tasavvuf mûsikîsi programlarında bölümler halinde icrâ edilmektedir. Bu geleneğin devamlılığı için o zamanlar vakıflar bile kurulmuştur. Şeyh Mehmed Nasûhî’nin vakfiyesi ile Üsküdar’daki Aziz Mahmud Hüdâî Camiî, Rıfâî Mehmed Sadık Paşanın Sünbülefendi Camiî, kadıasker Mehmed Süedâ, Şeyh ismail Gavsî Efendi’nin vakfiyeleri sayılabilir. Günümüzde İstanbul’da vakfiyeleri mucibince Kadiri Arifânesi, Hüdaî ve Nasûhî Camilerinde Mi’râciyye okunmaktadır.(6)

Mi’râciyenin kendine mahsus bir okunuş şekli ve üslûbu vardır. Eskiden mi’râc okuyanlara “mi’râc-han” denirdi. Bunlar camilerde mihraba yakın bir kürsünün çevresine toplanır, tevşihi okuyan koro ilk bölümde “Sallü Aleyh”, son bölümlere doğru “Minessalâ” diyerek karşılık verirdi. Son bölümde bulunan münacaat okunurken yine koro ‘”ikbâl yâ Mûcib” derdi.

Mi’râciye Segâh Bahri – Güfte ve Beste: Kutbü’n Nāyî Osman Dede

Evvel Allah adını yâd eylerüz (Sallû Aleyh)

Dil dil olmuş kalbi dilşâd eylerüz (Sallû Aleyh)

Zikr-i Hakk’la nutku irşâd eylerüz

Her harâb-âbâdi âbâd eylerüz

Hazret-i Ahmed sıfâtın söylerüz

Mustafâ’nın mu’cizâtın söylerüz

Her kim eylerse Muhammed vasfını

Âkıbet mahmûd ider Hakk ismini

Kim anın zât-ı şerîfin âşikâr

Bâis-i mevcûd itdi Gird-gâr

Âna verdi Hakk hakāyık sırrını

Âna bildirdi dekāyık sırrını

Aşk ı hubb-i Zâtine kıldı salât

Es-salât ey mazhar-i Zât es-salât

Es salât ü ve’s selâm u aleyk yâ Resûl-Allah

Muhammed Nurbahş’ın Risâle-i Mi‘râciyye’sinin ilk ve son sayfaları (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3702/2)

DİVANLAR İÇİNDE MİRAÇNAMELER

XVI. yüzyıldan itibaren divanların içinde ve ayrı bir bölüm halinde mi‘râciyyeler yazmaya başlamışlar, Lâmiî Çelebi (ö. 938/1532 ) den başlayarak XVII ve XVIII. yüzyıllarda yazılan hemen hemen her divanın içinde mutlaka mi‘râciyye konusunu ele alan bir manzume bulunmaya başlamıştır.(7)

MİRÂCİYELERDEN ÖRNEKLERİ:

Bir kadem çıkmaz ser-i kûyin koyub âşıklarına

Tâk-ı arşa nerdüben olursa perr-i Cibril/ Hayalî

Sâhib-i mi’râc u şeh-i enbiyâ

Dâver-i zî-tâc u meh-i pür-ziyâ/ Süleyman Nahifi

Sen mugazzeksin, mutahharsın, mükerremsin münîr

Sâhibü’l-mi’râcsın ümiyy ü muhtar u şehir/Recep Vahyî

Sad hased âlemde kim mi’râc eder her subh u şâm

Şevk-i hüsnünle o rind-i lâ-mekân peymâ-yı rûh/ Lefkofça’lı Galip

Nişe seyr itdürdük ol kufu gice

Nişe ağdurduk biz anı mi’râca/Abdülbakî Arif Efendi

TÜRK DİN MUSİKİSİNDE MİRÂCİYE:

Kaynaklarda, mi‘rac kandilinde mi‘râciyye okuma âdetinin XVIII. yüzyılda Nâyî Osman Dede’nin mi‘râciyyesiyle başladığı görüşü hâkimdir. Ancak Türk edebiyatında ilk mi‘râciyyenin XII. asırda kaleme alındığı, ilk müstakil mevlid ve mi‘râciyyenin de XV. yüzyılda yazılıp okunduğu düşünülürse bu tarih epey geçtir.

Kaynaklarda belirtildiğine göre bir kandil gecesinde Şeyh Mehmed Nasûhî Efendi, Üsküdar Doğancılar’daki tekkesinde Nâyî Osman Dede’den mevlid gibi okunmak üzere bir mi‘râciyye yazıp bestelemesini istemiş, bunun üzerine Osman Dede kaleme aldığı eserini segâh, müstear, dügâh, nevâ, sabâ, hüseynî, nîşâbur makamlarında yedi bölüm (hâne) halinde besteleyip ilk defa burada okumuştur. Mevlidde olduğu gibi bahir aralarındaki güfteleri Mevlânâ ve Mehmed Nasûhî’ye ait olan tevşîhleri de Osman Dede bestelemiştir. Müstear hânesinin başında tevşîh yer almadığından eserde segâh, dügâh, nevâ, sabâ ve hüseynî makamlarında beş tevşîh mevcuttur. Yeni bir ebced notası icat etmiş olan Osman Dede’nin mi‘râciyyesini notaya alıp almadığı bilinmemektedir. Eser geleneksel meşk usulüyle yaşatıldığı için nevâ bahri tevşîhiyle beraber Aziz Mahmud Hüdâyî Dergâhı şeyhi Mehmed Rûşen Efendi’nin (ö. 1891) ardından unutulmuştur. Bu kısmı sonraları Balat şeyhi Hâfız Kemâleddin Efendi yeniden bestelemişse de tutunmamıştır. Tekkelerin kapatılmasından sonra dinî mûsikinin zayıflamasıyla birlikte mi‘râciyye de unutulmaya yüz tutmuş, ancak Mehmet Suphi Ezgi ve Abdülkadir Töre tarafından değişik sanatkârlardan dinlenip ayrı ayrı notaya alınarak neşredilmiştir. (8)

KAYNAKÇA:

  • (1) MUSTAFA UZUN, Mİ‘RÂCİYYE, https://islamansiklopedisi.org.tr/miraciyye
  • (2) Kemal Eraslan, “Hakîm Atâ ve Mi‘râcnâmesi”, EFAD, Ahmet Caferoğlu Özel Sayısı, sy. 10 [1979], s. 243-304).
  • (3) Yaşar Akdoğan, “Mi’râc, Mi’râcnâme ve Ahmedî’nin Bilinmeyen Mi’râcnâmesi”, Osm.Ar., IX [1989], s. 263-310).
  • (4)Emrah GÜLÜM, TÜRK EDEBİYATI’NDA Mİ’RÂCNÂMELER ÜZERİNE HAZIRLANMIŞ ÇALIŞMALAR HAKKINDA BİBLİOGRAFYA DENEMESİ, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 7 Sayı: 35
  • (5) İskender Pala , Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü
  • (6) http://sosyolojisi.com/miraciye-nedir-ne-demektir-ilk-miraciye-2/47769.html
  • (7)http://sosyolojisi.com/miraciye-nedir-ne-demektir-ilk-miraciye-2/47769.html
  • (8)https://islamansiklopedisi.org.tr/miraciyye

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek