Osmanlı’nın Parmak İzi: Yeşil Cami/ Ayşenur Okan

Mimari eserler devletlerin geleceğe bıraktıkları parmak izleridir. Bu izler bizleri maziye taşır. Zamanın akışını durduramayan insan sanatı kullanarak takvimlere dur demeyi başarır.

Gelin 1400’lü yıllara gidelim, Bursa’yı ve Osmanlı’yı yeniden inşâ eden bir padişahın devrine konuk olalım. Zaman yolculuğumuzu ise Yeşil Cami’nin avlusundan başlatalım. Ayşenur Okan, Yeşil Cami’nin büyüleyici atmosferini, her biri ayrı özenle seçilmiş renklerini Netyazı okurları için yazdı, ona bir de böyle bakmanızı istedi…

Yeşil Cami yeşil İznik seramikleriyle ünlü olsa da tabhaneli camilerin sonuncusu olmasıyla, mimari üslupta Osmanlı’nın özgünleştiğini haber vermesiyle müstesnalaşır.

Doğada yaşayan insanın en çok gördüğü renkler mavi, kahverengi, yeşil  ve beyazdır. Yeşil Cami insanın ruh dünyasına Osmanlıdan günümüze korunarak gelmiş doğanın imkanlarını sunar. Beyaz mermerler duanın saflığını, mavi çiniler tefekkürün inceliğini, yeşil seramikler ham bir toprakken piştikçe zarifleşen ruhu, tezyinatlı ahşaplar ise ibadetle süslenmiş ahlakın nahifliğini yansıtır. Tüm meşgalelere inat namaz kılan insan dünyayla olan bağını nasıl koparırsa Yeşil camide onu ziyaret eden insanların zamanla olan bağını koparır.

Geniş avlusundaki ağaçların serin siyah gölgeleri Çelebi Mehmet Han’ın kardeşleriyle girdiği taht mücadelesini andırır. Devletin tüm kurumları bu dönemde duraklamıştır.  Hatta fetret dönemi Yeşil Cami’ye tamamlanamamış son cemaat kısmını yadigar bırakmıştır. Cami’nin giriş kapısın sağında ve solundaki oymalı beyaz mermerden iki mihrap, yapımına başlandığı halde  bitirilememiş olan  son cemaat kısmına aittir.

Caminin ahşap kapısı ve kapının üzerindeki mermer mukarnası sanat eseri niteliğindedir. Oymacılık sanatlarıyla tezyin edilmiş mermerin ahşap kakma kapıyla olan uyumu, görmekle bakmak  arasındaki farkı ortaya koyar. İslam sanatının, evreni somuttan soyuta taşıyan felsefesi caminin giriş kapısıyla abideleşir.

Camiden içeriye adımınızı attığınız an gösterişli ama zarif tezyinat ruhunuza dokunur. Selçuklu döneminde açık avlulu medreselerin dışında bulunan havuzlu şadırvan Yeşil Cami’de caminin içinde yer alır. Böylece gözünüz mavi çinilerin yeşil seramiklerle olan uyumuna dalarken, kulaklarınız havuzdaki suyun şırıltısıyla dolar. Şadırvandaki su sesi insanın ruhuna nasıl dokunuyorsa Yeşil Cami’de Anadolu’nun ve Balkanlar’ın ruhuna aynı şekilde dokunmuştur.

Ana cemaat bölmesinin iki yanında yer alan simetrik odalar hem Türkistan’dan gelen dervişlere geçici konaklama imkanı sunmuş hem de Anadolu ve Rumeli Beylerbeyliklerinin danışma meclisi olmuştur. Odalarda bulunan ocaklardan dolayı cami tabhaneli bir camidir. Şömine tarzında olan bu ocakların etrafındaki nişler çok zarif süslenmiştir. Ayrıca Yeşil Cami tabhaneli camilerin sonuncusudur, Osmanlı Devleti artık kuruluş dönemini geride bırakarak sistemli bir devlet haline gelmiştir.

Yeşil Cami yönetim binası olması bakımından Mescid-i Nebi’yi andırır. Caminin ikinci katındaki hünkar mahfilini çevreleyen saray daireleri camiyi devlet yönetiminin merkezi haline getirmiştir. Ayrıca hünkar mahfilinin çini süslemeleri devletin azametini yansıtır niteliktedir.

Caminin mihrabı zengin çini çeşitliliğiyle diğer bölümlerden ayrılır. Sülüs ve kufi kuşaklı çerçevesi, su ve çiçek desenli katmanlarıyla imametin ihtişamını ortaya koyar. Ve mihrabın yanı başındaki ahşap kündekari yapıdaki minber camideki yoğun sanatı dengeler.

Lezzetleri acılaştıran ölümün hayatın bir parçası olduğunu cami haziresine bakınca tekrar hatırlarız. Cami bahçesinin çıkış kapısına yaklaştıkça caminin dingin pastoralliği, yerini hayatın karmaşasına bırakırverir. Çevredeki çay ocaklarının kalabalığı, seyyar satıcıların telaşı, fotoğraf makinelerinin flaşları sizi çepeçevre kuşatır.  Hayatın akışkan hızına rağmen Yeşil Cami’nin huzuru ruhunuzda baki kalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikte Kopyalama Yasaktır. ©️ Bu yazının her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor
Sohbeti aç
Canlı Destek