Müslüman Bir Dava Adamı, Davasında…

            Hayatımızı idame ettirmekte olduğumuz şu üç günlük dünya’da davası olmayanların hayatları; börtü böcek toplayıp, çiçek dağıtmakla geçer…

            Davasız Müslüman olmaz! Davasız Müslüman kelimesi ise kabul edilemez. Müslüman olan kişi mensubu olduğu dava da kendisini “Hira Dağının Çocuğu” olarak görür. Peygamber Efendimizin davasını benimser ve o mukaddes davaya hizmet etmek adına her zaman mücadele içerisinde olur.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Kendisini yetiştiren bütün zararlı cemiyet meselelerinden aldığı zehirli tesiri silkinip üzerinden atar. Üstelik! Kendi öz talim ve terbiyesine erip onu koruyana kadar mücadele verir.


            Müslüman bir Dava Adamı, davasında;  Bulunduğu her ortamın rengini almak yerine, bulunduğu her ortama kendi rengini verir.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; “Görev İstenmez, Görev Verilir” şuuruyla hareket eder. Kendisine verilecek görevleri kutsal kabul eder ve bu görevleri en iyi şekilde yerine getirmek adına kendisini sürekli hazırlar.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; …Kim var? Diye seslenildiğinde sağına ve soluna bakınmadan ferd ferd ben varım! Cevabını vererek; benim olmadığım yerde kimse yoktur duygusuna sahip bir dava ahlakını pırıldatır.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Adını zor koyduğumuz mücadelelerin adamıdır. Hiçbir zorluk karşısında eğilmez. Hiçbir imkânsızlık dava’sından geri koydurmaz kendini…

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Herkesin bir davası olduğunu bilir. Olimpus Dağı çocuklarının bile davasının olduğunu çok iyi kavrar. Kendisini tanıyarak, Hira Dağı Çocuğu olduğunun bilir ve bu dava uğruna mücadelesini sürdürür.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Allah tarafından bize gönderilen ve ilk emri OKU (İGRA) olan, kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimin en büyük tefsiri olan Peygamber Efendimizi kendisine örnek alır. Onun hayatını yine onun yaşadığı gibi yaşayarak, İslamı anlatmak adına herkese örnek olur.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Müslümanlığın yalnızca Namaz kılıp, Oruç tutmak ile ibadet etmekten ibaret olmadığını yine bu hususta Sahabe-i Kiramı örnek alarak; Eyüp El Ensari’nin neden İstanbul da olduğunu, Ökkeşiye Bin Usema Hazretlerinin neden Gaziantep’te olduğunu veya Malik Bin Ejder Hazretlerinin ise neden Kahramanmaraş’ta olduğunu bilir.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Kudüs Fatihi Selahattin Eyyübi ile İstanbul Fatihi, Fatih Sultan Mehmedin aynı davanın hizmetkârı olduğunu bilir. Irkçılık yapmaz ve davasının her şeyin üstünde olduğunu bilerek, davasının bakiyesi üzerine mücadele ederek, davasına hizmet eder.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Devlet-i Aliyey-i Osmaniye’nin 3 Kıta 7 Denize olan hâkimiyetindeki sırrın İslam’a hizmet olduğunu yine bu hususta ecdadının sahip olduğu bütün başarıların İslam’ın eseri olduğunu bilir. Bu yolda ecdadından altığı Peygamber düsturu feraset ile mücadelesine devam eder.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Hacı Bayram-ı Veli olur. Mikrop virüsünü bulan Akşemsettin Hazretlerini yetiştirerek bilime katkı sağlatır, insanlığa faydalı olma konusunda vesile olur.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Akşemsettin olur. Fatihler yetiştirerek; Peygamber övgüsüne mazhar olmasını sağlayan Komutan ve Askerler meydana getirir.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında;  Yeri gelir Fatih Sultan Mehmet olur. İslam Devleti Osmanlının sınır bütünlüğünü sağlaması adına İstanbul’u fetheder. Bir çağı kapatıp yeni bir çağı açarak, Tarih’in akışının yön değiştirdiği noktada başrol oynar.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Ulubatlı Hasan olur. Yediği onca ok’a rağmen yılmadan elindeki sancağı kale burçlarında dalgalandırmak için direnir. Kendisi Şehitlik mertebesine ulaşır yinede sancağı elden bırakmaz.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Seyit Onbaşı olur. Herkesin bittim dediği yerde, Yettim! Diyerek 275 Okkalık top mermisini kaldırarak düşmana karşı doğrultarak ateşler.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Sütçü İmam olur. Maraş’ta başörtüsüne uzanan Fransız eline kurşun sıkarak, Anadolu’ya yayılacak olan İstiklal Mücadelesi için ilk kurşunu sıkar.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Nene Hatun olur. Bebeğinin üzerindeki battaniyeyi alarak, düşmana atılacak olan top mermilerinin üzerini örter.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Necmettin Erbakan olur. “Siyasetle ilgilenmeyen Müslüman’ı, Müslüman ile ilgilenmeyen Siyasetçi yönetir” diyerek Müslümanların siyasetteki boşluğu doldurmalarını sağlamak adına adım attırır. Recep Tayyip Erdoğan yetiştirerek; “One Minute” ile Mazlum Filistin - Gazze halkının hakkını aratır.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Alparslan Türkeş olur. Ecdadımızdan yadigâr Cezayir toprakları üzerindeki kardeşlerimizin verdiği bağımsızlık mücadelesi için teçhizat desteğinde bulunur. Muhsinler yetiştirerek, “Namlusunu Milletine Çevirmiş Tanka Selam Durmam” tavrını sergiletir, darbeye karşı aziz ve necip Türk Milletinin yanında olduğunu gösterir.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Muhsin Yazıcıoğlu olur. “Ben kendime Müslümanların iktidarını engelletti dedirmem” diyerek kendisine sunulan Bakanlık teklifini geri çevirip, Merhum Necmettin Erbakan Hoca’ya destek vermektir.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Recep Tayyip Erdoğan olur. Dünya 5’ten büyüktür mesajı ile Osmanlının tekrar dirildiğinin mesajını verir.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Yeri gelir Ömer Halis Demir olur. Mensubu olduğu Millete ve Milletin İradesine kurşun sıkan ihanet şebekesine karşı, tıpkı Sütçü İmam gibi ilk kurşunu sıkmaktır.

            Müslüman bir Dava Adamı’nın davasında birde; “Vatan, Millet, Devlet ve Bayrak”tan oluşan “Ortak Kaygı” vardır. Hangi dine, dile, ırka, mezhebe, fırkaya, cemaate, Sivil Toplum Kuruluşuna mensup olursa olsun. Bu “Ortak Kaygı”yı taşıyan herkes ile aynı dili konuşur.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Vatanın namus olduğunu, Vatan giderse her şeyin gideceğini bilir.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Vatan Toprağı sınırlarının yalnızca bulunduğu ülke sınırlarından ibaret olmadığını bilir ve Ecdattan yadigâr bütün toprakları vatan toprağı kabul eder. Yine bu topraklar üzerinde yaşayanları milleti olarak kabul eder ve bu topraklar üzerinde bulunan canlı, cansız bütün varlıkların müdafaasını sürdürür. Bunun üzerine vizyonlar oluşturur, Müslüman bir Dava Adamı olmanın verdiği şuurla bu uğurda mücadelesini sürdürür.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Köklü Tarihi’nde süregelen binlerce yıllık devlet geleneğini sürdürmek adına, Ecdadının Devlete dair; “Allah Din-ü Devlete Zeval Vermeye” duasını yüreğinde taşır, dilin de telaffuz ederek Allah’tan yardım ister. Yine Devlet-i Aliyey-i Osmaniye’den beri süre gelen; “Devlet-i Ebed Müddettir” şuuruyla Devletin Ebediyen Baki kalması için mücadele eder.

            Müslüman bir Dava Adamı, davasında; Fransız işgalini yaşayan Anadolu toprağı Maraş’ta bir Cuma gecesi kaleden Türk Bayrağının indirilerek yerine Fransız Bayrağının çekilmesiyle başlayan Maraş’taki Bayrak Olayı’nda; Cuma Hutbesi sırasında Rıdvan Hocanın; “Hürriyet olmayan bir yerde namaz kılınmaz”… Fetvasından sonra Maraş Kalesine akın eden cemaatin kaleden Fransız bayrağını indirerek, yerine Şanlı Türk Bayrağımızı dalgalandırmasındaki şuuru çok iyi bilerek Bayrağına sahip çıkar.

Burak ELİK
Google Plus ile Paylaş

Kısaca: Net Yazı

www.netyazi.com bir dizi bilgi blogu
    BLOGGER YORUMLARI
    FACEBOOK YORUMLARI

0 yorum:

Yorum Gönder